Orhan Veli şiirimize ‘Süleyman Efendi’nin nasırı’nı soktuğunda kendisiyle epey alay edilmişti; hiç şiirde nasırdan söz edilebilir miydi? Ne de olsa şiir yüce duygulanımların, asil duyarlıkların dışa vurulduğu bir ‘güzel sanat’tı
Osman Çakmakçı
İyi şair Ahmet Güntan Kitap-lık dergisinin nisan sayısında ‘Büyük Ortadoğu Karmaşığı’ adlı bir ‘parçalı ham’ yayımladı. Şiir demiyorum, çünkü o da şiir demiyor; ‘parçalı ham’ diyor. Nedeni de bu parçaları yine Kitap-lık’ta yayımlanmış olan ‘Parçalı Ham Manifestosu’nda ileri sürdüğü görüşler doğrultusunda yazması. (Şairin ‘şiir’ yerine ‘parçalı ham’ tabirini tercih etmesi bu yazdıklarıyla ‘yeni’ bir yapı ve estetik ileri sürdüğünün de göstergesiydi: böyle değerlendirilmesi gerekir.) Kitap-lık’ta yayımlanan parçalı ham ‘bok’ üzerineydi. Çeşitli yönleriyle boktan söz ediliyor, o betimleniyordu. Burada boka ne bir güzelleme, ne de onun fetişleştirilmesi söz konusuydu. Aksine Ahmet Güntan, birkaç yıldır girmiş olduğu yeni şiir mecrasına uygun oldukça ‘realist’ bir şiir yazmıştı. Şiir Ortadoğu’nun ‘bok’ gibi olduğunu, ‘boka sardığını’ anıştırıyordu. Bence etkili bir şiir; ‘güzel’ demiyorum, çünkü Güntan güzelliği de, şiirde yerleşik estetik kuralları da ‘plastik şiir’e diklenerek bu şiirlerle (‘parçalı ham’larla mı desem) altüst etmek istiyor. Her neyse.
NE YAZILIR NE YAZILMAZ?
Bu şiirin yayımlanmasının üzerinden bir aya yakın bir süre geçtikten sonra, Onur Caymaz bir yazı kaleme alarak bu şiiri ‘midesinin kaldırmadığını’ söyleyerek şiirde bokun yazılıp yazılamayacağını sordu ve kendi kendine de yazılamayacağı kararına vardı. Ona göre bok şiir-dışı bir şeydi. Şiirde yer alamazdı. Şiirde ‘bok’ yazılamazdı. (Bunun altında aslında şu var: Bok ‘şiirsel’ bir şey midir ki bir şiire konu olabiliyor?
Burada asıl tartışılması gereken düğüm bağlanıyor ve konu asıl üzerinde tartışılması gereken yere, ‘Şiirsellik nedir?’ ve ‘Kimin şiirselliği?’ sorularına gelip dayanıyor.) Zaten bu şiiri Ahmet Güntan gibi bilinen bir şair değil de, tanınmayan genç bir şair gönderseydi dergi tarafından yayımlanmazdı da. Bununla da kalmadı. Bu ihbar Hürriyet Gazetesi’nin her konuda mühim ve orijinal fikirleri olan cevval köşe yazarı Ahmet Hakan tarafından değerlendirildi. Hakan, şiirinde ‘bok’ kelimesini kullandığı için Güntan’ı kınadı ve Yapı Kredi Yayınları’na şikâyet etti.
Bu tartışma aslında incir çekirdeğini doldurmayacak fikirlerle başladı ama asıl çizgisine oturtulabilirse şiirimiz için verimli sonuçlar doğurabilir. Örneğin ‘şiirsellik’ meselesinin; bu poetik-politik meselenin tartışılmasına neden olabilir. Bir şiir ne kadar siyasetten uzak görünürse görünsün, iyi bir şiirse eğer, kendi iç siyaseti vardır ve bu iç siyaseti doğrultusunda hayata önerilerde bulunur. (Bu siyaset varolan geçerli siyasetlerden hiçbiriyle de uyuşmayabilir. Kaldı ki Güntan’ın bu ‘parçalı ham’ı politik bir şiir.) Sorulacak sorular şunlardır asıl: Şair kimin için yazar, niçin ve neyi hayal ederek yazar ve yazarken nasıl bir dünyanın içindedir? Her yazı gibi şiir de, kim ne derse desin, bir şey söyler; konuşma çabası içindedir.
ŞİİRSELLİK NEDİR Kİ?
Daha önce de söylediğim gibi mesele ‘şiirsellik’ meselesidir ve Güntan yürürlükteki, kabul görmüş ve üzerinde uzlaşılmış bir şiirselliğe aykırı davrandığı için eleştirilmektedir aslında. Burada ‘Şiirsellik nedir?’ sorusunu kısaca yanıtlamak gerekiyor: Şiirsellik neyin bir şiir olduğuna, neyin bir şiir olmadığına ona dayanılarak karar verilen, belli bir tarihsel dönemde üzerinde uzlaşılmış ve çoğu zaman da kalıplaşmış şiir kurallarına denir. Şiirin estetiği, güzelliği, şiir olup olmadığı bu kurallara göre kararlaştırılır.
Günümüzün şiirsellik anlayışı tamamen melodramatik 80 şiiri’nin uzantısıdır ve onun tarafından belirlenmiştir. Bu anlayış, Onur Caymaz vb.lerin ‘mıymıntı duygusallıkları’nın ‘plastik şiir’e devşirilmesidir. Onların şiir denince sanırım akıllarına, vapur güvertesinden martılara simit atılırken hissedilen şey geliyor. Bu şiir ve bu güzellik yok artık; öldü; zaten hiçbir zaman da olmamıştı.
Orhan Veli şiirimize ‘Süleyman Efendi’nin nasırı’nı soktuğunda kendisiyle epey alay edilmişti; hiç şiirde nasırdan söz edilebilir miydi? Ne de olsa şiir yüce duygulanımların, asil duyarlıkların dışa vurulduğu bir ‘güzel sanat’tı.
Şimdi de Ahmet Güntan şiire boku soktuğu için neredeyse aforoz edilecek. Size bir şey sorayım, hayatımızda ‘bok’ yok mu? Bütün hayatımız, dünya bombok değil mi? Şiirin illaki yürürlükteki şiirselliğe, üzerinde uzlaşılmış güzelliğe uygun olması gerekmez. Hatta, iyi bir şiir için bunun tersi gerekir; yani uzlaşılmış güzelliğe aykırı olması. Aslında her iyi şiir, var olan şiiri zorlar, onun alanını genişletir. Şimdiye kadarki tartışma düzeysiz bir beğeni tartışmasının ötesine geçemedi. (Ne beğenisi? Kimin beğenisi?) Halbuki asıl olarak poetik bir tartışma yürütülmeli, ki Ahmet Güntan’a karşı yazılan yazılarda söz konusu şiir poetik olarak ele alınmadı
Ben ‘Büyük Ortadoğu Karmaşığı’ hakkındaki eleştirilerin hiçbirine katılmıyorum. Üstelik, belirttiğim gibi, bu şiiri etkili ve politik buluyorum; benim şiir anlayışıma göre ‘güzel’ de. Zira egemen güzele karşı. Güntan’ın parçalı hamları konusunda birkaç çekincem var. Ama bunlar poetik çekinceler: Birincisi fazla akla yaslanması; akılla ‘parçalı kurgulaması’; aklın duygusuyla yazması. Halbuki ben daha doğrudanlığı, ilkelliği tercih ederim; aklın duygusu yerine duygunun aklını; aklın sezgisi yerine sezginin aklını tercih ederim. Şiirde aklı pek sevmem.
Dediğim gibi bu tartışma ‘konformist şiirsellik’in foyasının ortaya çıkarılmasında, poetikanın da politikasının olduğunun vurgulanmasında, şairlerin kimlerin şairleri olduğunun, kimlerle konuştuğunun vurgulanmasında yararlı olabilir.